THE WORLD OF ANNONA

 

  TÜRK HAMAMI

 




    Anadolu'da çok eski zamanlardan beri bir (su kültürü) "hamam geleneği" olduğu bilinir. Bu geleneği günümüze kadar taşıyan ve dünyaya duyuran "Türk Hamamları" olmuştur.

Kadın ve erkeklerin ayrı ayrı zamanlarda yıkandıkları hamamlar tüm toplumun hizmetine sunulmuştur.Toplumsal bir yaşam biçimi olan hamamlarda kadınların bazı önemli günleri geleneksel bir şölen halinde kutlanırdı. Düğün başlamadan bir gün önce yapılan " Gelin Hamamı Töreni" ; doğan bebeğin 40. günü kutlanan " Kırk Hamamı" , ailede ölüm olmasından yirmi gün sonra tüm akrabaların, eş dostla gittiği " yas alma hamamı" ,; bir dilekde bulunan kişinin istediği gerçekleştiğinde yapılan " adak hamamı"; ev sahibinin, konuğunu tanıştırmak için akrabalarını ve dostlarını hamama davet ettiği " misafir hamamı"; ve dini bayramlardan önce gidilen " bayram hamamı" gibi…… Ayrıca hamamlar kadınların güzellik salonlarıydı. Yüz, saç, vücut bakımı, bitki ve yağlarla tedavilerin yapıldığı adeta ruhun ve bedenin dinlenip güzelleştiği yerlerdi hamamlar. Terleyen beden, keten, ipek veya keçi kılından yapılış ele geçirilen keselerle ovulur. Cilt ölmüş derilerden temizlenir, sabunlanır, tüm toksinlerden arınırdı. Genç kızları erkek anaları, oğulları için hamamda görüp beğenirdi. Yaşamın neredeyse tüm parçalarının hamamın içinden geçtiği, şölen sırasında kullanılan malzemelerin hepside kendine özgü özenle hazırlanırdı.

Her kadının ve erkeğin birbirinden farklı hamam eşyası bulunurdu. Günümüzde bu eşyaların her biri Türk Hamam Kültürünün zenginliğini anlatan sanat eserleri olarak özenle korunmaktadır. Bu eşyalardan Hamam Tasının büyüğü erkeğin küçüğü kadınındı. Bakır , gümüş yada pirinç den yapılır, göbekli,kabartmalı, kakmalı desenlerle bezeli olup vücuda su dökmek için kurna başında kullanılırdı.

Kildan, bakırdan yapılan oval altı süzgeç gibi delikli, içinde sabun, tarak, lif, kese gibi malzemeleri taşımak için kullanılan, saplı bir çeşit hamam çantasıydı. Ayrıca hamamda soyununca mücevherlerin konduğu madeni kutular, gümüş veya ahşap dan yapılan aynalar ve ayağa giyilen şık nalınlar. Yerden yüksek ve ahşap dan oyularak yapılan bu nalınlar ( terlikler) özel süs ve desenlerle bezeli,, ayaklara yıkanılan sabunlu suların değmemesini sağlayan, yürüyünce kendine özgü sesi olan birer tasarım ve sanat harikalarıydı. Hamam ve peştamalları çizgili veya ekose desenlerle pamuk veya ipek den dokunan bedeni sararak kurulanılan kumaşlardı. Hamama gidilince yere hamam yaygısı serilir ve bunun üzerinde soyunup giyinilirdi.

Hamamda meyve yemek çeşitli şerbet veya memba suları içmek gelenekdi. Hamamda yapılan türlü eğlencelerde şarkılar söylenir ve müzik eşliğinde kadınlar dans ederdi. Toplumsal yaşamın vazgeçilmez parçası olan hamam gelenekleri türkülere, atasözlerine, bilmecelere birçok kitap ve filme konu olmuştur. Kadınlar hamamda güzelliğiyle dikkat çeken kadınlara en çok " Allah Nazardan Saklasın " derlerdi. Nazar boncukların kötü gözden koruyacağı halen günümüzde inanılır. El işçiliği ile göz taşından yapılır.

Günümüze kadar gelen eşi benzeri olmayan " Türk Hamam Mimarisi ve Kültürü" tarih sahnesinden birer birer çekiliyor. Birçoğu yok olan veya başka amaçlarla restore edilen hamamlar artık tarih oluyor. Değişen dünyamızda evlerimizdeki banyolar hamamları unutturdu. Ayrıca su tüketiminin ve işletme giderlerinin artması da zamanla hamamların kapatılmasında etkendir.


 
 

Copyright ©2004 www.annona.com.tr